3 Mart 2013 Pazar

Hayatınız Seçtiğiniz Kadındır, Bir Kadın Değil Bir Hayat Seçersiniz Çünkü


Birlikte olduğunuz kadın değiştiğinde, değişen yalnızca bir kadın  değildir, hayatın neredeyse bütünü değişir, bir başka kata, bir başka bahçeye geçersiniz, orada herşey farklıdır... 

Arkada bıraktığınız, sizi seven ya  da sizin sevdiğiniz kadın için duyduğunuz özlem ya da vicdan azabıyla bulanıklaşan yeni duygularınızın yarattığı buğulu kıpırtının içinde  beliren taze sevginin yanıbaşında duruveren tedirginlik de, yalnızca bir trapezden bir trapeze geçerken trapezcinin hissettiği o boşluğa düşme korkusundan değil, biraz da bir hayattan bir başka hayata, bir terastan bir başka terasa  atlamanın hafifçe sarhoş eden şaşkınlığındandır.  

Kutsal kitapların anlattığı cennet ve cehennem gibi hayatın da, her birinde   ayrı bahçeler, ayrı yangınlar, ayrı ateşler, ayrı ızdıraplar, ayrı sevinçler, ayrı çiçekler bulunan çeşitli katlara ayrıldığını, Babil'in  asma bahçeleri gibi teras teras yükselen hayatın hangi katında duruyorsanız, yaşayacaklarınızın da durduğunuz yere göre belirleneceğine inanırım ben.  

Eğer bir erkek, sevgisinin peşine düşen Dante'nin cenneti ve cehennemi dolaşması gibi hayatın çeşitli katları arasında dolaşmak, bir terastan bir başka terasa geçmek isterse mutlaka kendine yol gösterecek bir kadına ihtiyacı vardır; belki yanılıyorum ama bana öyle geliyor ki, bir erkek,  bir kadının yardımı olmadan, bulunduğu bahçeden bir başka bahçeye, içinde kavrulduğu yangından bir başka yangına tek başına geçemez.  

Bir erkeğin düşünsel   yeteneği, estetik birikimleri ne olursa olsun,  hayatta durduğu kat, içine doğduğu kattır, tanıdığı ilk kadının, annesinin onu  bıraktığı kat. Giyim zevkinin bulunmadığı bir bahçede doğduysanız, giyim zevkinin  gelişmiş olduğu bir bahçeye sizi ancak bir kadın götürür, sofralarının inceliklerle donatılmadığı bir katta doğduysanız, incelikli sofraların bulunduğu kata sizi götürecek olan da bir kadındır.  

Birlikte olduğunuz kadın değiştiğinde, değişen yalnızca bir kadın  değildir, hayatın neredeyse bütünü değişir, bir başka kata, bir başka bahçeye geçersiniz, orada herşey farklıdır.  Dinlediğiniz müzik, okuduğunuz kitap, yediğiniz yemek, gittiğiniz yerler, buluştuğunuz arkadaşlar, hatta taktığınız kravat bile değişir.   

Arkada bıraktığınız, sizi seven ya da sizin sevdiğiniz kadın için  duyduğunuz özlem ya da vicdan azabıyla bulanıklaşan yeni duygularınızın yarattığı buğulu kıpırtının içinde beliren taze sevginin yanıbaşında duruveren tedirginlik de, yalnızca bir trapezden bir trapeze geçerken trapezcinin hissettiği o boşluğa düşme korkusundan değil, biraz da bir hayattan bir başka hayata, bir terastan bir başka terasa atlamanın hafifçe sarhoş eden şaşkınlığındandır. 

Bir kadından bir kadına geçmek, bir hayattan bir başka hayata geçmektir. Yıllarca alıştığınız, içinde geçirdiğiniz zamanda benimseyip, farkına varmadan neredeyse başka bir yaşama biçimi olmadığına inandığınız bir hayattan çıkıp, duyguların, davranışların, şakaların, arkadaş  çevrelerinin, konuşulan konuların, ses tonlarının, okul anılarının, geçmiş aşk tecrübelerinin, sevişme tarzlarının bambaşka olduğu yeni hayatın kapısından  girmek ne kadar şaşırtıcı ve heyecan vericidir. Elinizde olmadan bu yeni terastan görünen manzarayla eski terasın manzarasını kıyaslarsınız, yadırgatıcı birçok yeniliği taze bir aşkın haniyse sonsuz gibi görünen hoşgörüsüyle benimsemeye çalışırken zaman zaman  yorulup, gizlice eski günlerin bildik, belki sıkıcı ama alışılmış rahatlığını da özlersiniz. Sonra, eskiden çiçekleri ve alevleri arasında gezinirken ruhunuza ağır ağır yerleşmiş olan bıkkınlıkları, yıpratıcı eskimişlikleri, "bu hayatın başka katları da yok muydu acaba" diye içinizi yoklayan cevapsız merakları hatırlar, yeni hayatınıza sarılırsınız.  

Evinden ayrılmış ama menziline henüz varamamış bir yolcunun bütün duyguları  vardır sizde, gördükleriniz karşısındaki coşku, bir yolculuk yapmanın keyfi,  varacağınız yerde sizi bekleyecek olan için kurduğunuz hayaller, yol yorgunluğu, yabancılara kendinizi tanıtma zorunluluğu, sürekli bir  sarsıntı, vücudunuzun biçimini almış bir yatakta yatma isteği; birbirine benzemeyen, birbirinin zıddı birçok duygu.   

Yol boyunca manzara değişir. Hayatın yeni bir terasına tırmanmakta olduğunuzu hissedersiniz. Bir kadın, elinin bütün sıcaklığını elinize bırakarak sizi yeni bir hayata götürmektedir; bir misafirlikten çıkışta kapının önündeki kaçamak ve yakıcı  öpüş, değişik sevişme fısıltıları, sabahleyin sizin için yeni olan bir şarkıcının söylediği şarkı, size takılan yeni ve mahrem bir isim. Kadınlara özgü usul bir ustalıkla, yeni hayatınız için eksik olan kısımlarınızın tamamlandığını görürsünüz, "o gömleğini mi giydin, bu da çok  güzel ama bence mavi olanı sana daha çok yakışıyordu," "istersen o lokantaya  gidelim ama şurada bir lokanta var, onu da çok seversin," "bu adamı  okudun mu, geçen gün senin anlattıklarına benzer şeyler yazıyor," "tabii deniz kıyısı da çok güzel ama bu mevsimde bir dağ gölü var, orası da çok sakin  ve güzel oluyor," "sen hiç ata bindin mi, bence atın üstünde çok heybetli görünürdün," "bugün sana bir koku aldım, bir denemek ister misin;" önemsiz gözüken bütün bu cümleler, küçük fırça darbeleri gibi size yeni bir  hayatın resmini çizmektedir.   

Eski hayatınızda size ait olan bahçenin, sizi artık kendinizi kanıtlamaya zorlamayan güveninin yerini hafif bir kuşkuyla harmanlanmış bir kendini beğendirme arzusu almıştır, yenilikleri pek de itiraz etmeden kabul  ederken, değişik hayat biçimlerinin çok da cahili olmadığınızı göstermek  istersiniz. Hatta bazen, bir önceki terasta kesinlikle reddettiğiniz bazı  davranışları, bu yeni terasta, kendiniz de kendinize şaşarak istekle kabul edersiniz; baktığınız manzara değişirken siz de değişmişsinizdir çünkü. Sevgisinin peşinde cennetle cehennemi dolaşan Dante gibi yeni bir hayatı dolaşmaktasınızdır artık.  Cenneti değişiktir.  Cehenneminin de değişik olduğunu göreceksiniz. Kavgaları, acıları, kıskançlıkları bile farklıdır.

 

Bir erkeği hayatın içinde kadınlar gezdirir, hayatın katları arasında  kadınlar dolaştırır. Zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz, bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz, esprili bir kadına rastlarsanız espriniz, zeki bir kadına rastlarsanız zekânız gelişir; yeni huysuzluklar, kaprisler, kavga nedenleri, acılar da öğrenirsiniz. Ardınızda kalan kadının size öğrettiklerine, yeni kadının öğrettikleri de  katılır. Her zaman eski kadını anacağınız bir an gelecektir, şimdi size eskimiş gözüken o manzaranın da bir zamanlar sizin için ne kadar yeni olduğunu hatırlayacaksınızdır, bir sevgiliyi değilse bile zaman zaman bir kardeşi özler gibi özleyeceksinizdir onu.  

Bir kadından bir kadına, bir hayattan bir hayata geçerken heyecanınıza  daima biraz da kırıklık karışır, tuhaf bir kırıklıktır bu, yalnızca erkeklerin bildiği, çocuğunu sokağa bırakmış bir babanınkini andıran sızılı, tuhaf bir   vicdan azabı; bugün girdiğin bahçenin kapısına onun bahçesinden geçerek geldiğini bilmenin huzursuz borçluluğu. Hayat, kutsal kitaplarda anlatıldığı gibi kat kattır; Babil'in asma bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir. Bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür.  

Ve, bugün durduğunuz teras, seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat, yanınızdaki kadının terası, manzarası, hayatıdır; hayatın hangi katında durduğunuzu, yanınızdaki kadının durduğu kat belirler.  

Hayatınız, seçtiğiniz kadındır. Bir kadın değil bir hayat seçersiniz çünkü.

2 yorum:

  1. Çok önce okumuş, çok beğenmiş,sonra bulamamıştım bu yazıyı...
    Şimdi görünce çok sevindim bu karşılaşmaya ....kaynak kim? A.Altan diye hatırlıyorum ama
    teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece yazıyı dosyama kopyalamış ve saklamışım, kimin olduğunu ben de hatırlamıyorum maalesef

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...